Sınırsız Ehliyetsiz Kimlerdir? İzin Verilmeyen Her Şeyi Yapanlar!
İzmir’in sokaklarında yürürken, geçen gün aklıma bir şey takıldı: Sınırsız ehliyetsiz kimlerdir? Evet, bu gerçekten de düşündürücü bir soru. Hani bazen sokakta öyle bir tip görürsünüz ya, yaptıklarıyla sizi hem şaşırtan hem de biraz sinirlendiren… İşte, tam o tipler! Ehliyeti olmadan, hayatın her alanında “yetkili”ymiş gibi hareket eden insanlar, bana kalırsa bir çeşit toplum içindeki gizli kahramanlar. Eh, tabii bazı kahramanlar her zaman bir hayli fazla kahramanca olmuyor!
Ehliyetsiz Sınırsızlık: Gerçekten İstediğin Her Şeyi Yapmak Mı?
Düşünsenize, ehliyeti olmayan biri, her şeyde uzman! Bir yerde tartışma var ve tam da orada bir “sınırsız ehliyetsiz” belirmiş. Herkesin birbiriyle konuştuğu konulara daldığı anlarda, o kişi tam “benden sana bir tavsiye” diyerek konuşmaya başlar. Gözler çevrilir, herkes sessizleşir ve “acaba ne diyecek?” diye bekleriz. Halbuki, o kişinin en son sınavda kopya çektiğinden ve mülakatlarda hep “yanlış cevap” verdiğinden eminizdir! O yine de çok “bilgili” ve biz farkında olmadan bir şekilde ona kulak veririz. Ve sonra… durun, durun… bekleyin… o kişiden duyduğunuz “kesinlikle” kelimesini duyarsınız. Çünkü o, her konuda uzman olduğuna inanan bir sınırsız ehliyetsiz!
İç sesim: “Aman Allah’ım! Gerçekten mi? Kendi kendime ben de bir gün böyle biri olabilir miyim?”
Gerçekten de, bazen “sınırsız ehliyetsizler” o kadar güvenli bir şekilde her konuda “ah bir bildiğim var” diyerek çıkarlar ki, insan şaşırıyor. Özellikle arkadaş ortamında yapılan diyaloglarda bu tiplerden çokça var. Mesela geçen akşam, kahve içmek için buluştuğumuz arkadaş grubumuzda…
Ben: “Herkes nereye gidecek bu yaz? Benim henüz kararım yok.”
Sınırsız Ehliyetsiz (serinkanlı): “Yok öyle bir şey, kesinlikle Bali’ye gitmelisin! Hem ucuz, hem de çok güzel. Ben geçen sene gitmiştim, çok uygun fiyata gittiğimi hatırlıyorum!”
Ben: “Yaaa? Ama ben Bali hakkında çok araştırmadım, nasıl o kadar ucuz?”
Sınırsız Ehliyetsiz: “Aman ya, uğraşma, araştırma falan yapma. Ben seni o konuda aydınlatırım, bu işin piri benim. Hadi, bende sana linkleri atarım!”
İç sesim: “Bu kadar emin, peki… Seninle Bali’ye gitmek için pasaportumu kaybetmem mi gerek?”
Bütün arkadaşlarım, “Aaa Bali, ne kadar güzel, iyi fikirmiş!” diye birbirlerine bakarken, ben kafamda şunu sorguluyordum: “Bali’ye gitmekle alakalı ne kadar ‘ehliyetim’ var? Şu an oturduğum yerden Bali’ye nasıl uçurum?”
İşte, bu tarz tipler bazen o kadar rahat ki, hiçbir konuda en ufak bir şüpheye düşmezler. Kendilerine dair en ufak bir sorgulama yapmadıkları için biz de onlara “vay be!” diyoruz. Bir bakıma, aslında “ehliyetsiz” olmanın bir tür özgürlük olduğu konusunda da hemfikirim. Ehliyeti olmadan “her şeyi yapma” özgürlüğü!
Günlük Hayatta “Sınırsız Ehliyetsiz” Olmanın Avantajları
Bir de “sınırsız ehliyetsiz” olmanın gerçekten avantajlı olduğu anlar var. Mesela, biraz önceki Bali örneğinde olduğu gibi. Hani insan böyle bir anda “ehliyetim olsa bile, şüpheci miyim?” diye sorgulamak yerine, gerçekten rahatça hareket edebilmenin tadını çıkarabiliyor. Hem de en beklenmedik anlarda, en garip konularda!
Bir örnek daha vereyim. Geçen gün iş yerinde, tam öğle tatili sırasında masada herkesin yaptığı “felsefi” tartışmalara denk geldim. Konu şu: “İçki ve yemek bir arada yenir mi?” Herkes birbiriyle tonda konuşuyordu, ben de kendime sormadan edemedim: “Bunu bir konuda uzmanlaşmak mı gerekir? Yoksa sınırsız ehliyetsiz bir şekilde ‘karışmama’ hakkım mı var?”
Ben: “Bence içki ve yemek ne alaka, içki içiyorsan iç, yemek yeceksen ye, hangisi sağlıksızsa onu yapmayın ya da…”
Sınırsız Ehliyetsiz (gözlükleriyle, ciddi bir şekilde): “Kesinlikle! Bunun bir bilimsel tarafı var. Sosyal medya üzerinden şunları şunları araştırdım, günde 6 saat içkiyle yemek yiyen insanlar daha uzun yaşıyor!”
İç sesim: “Bunu ciddiye almalı mıyım? 6 saat içki, bu nasıl bir deney… Biz nereye gidiyoruz?”
Bu tür “sınırsız ehliyetsizler” her konuda fikir beyan etmekte o kadar rahatlar ki, sanki her konu hakkında onlardan daha bilgiliymişiz gibi düşünmeye başlıyoruz. Ama bence bir noktada onların tavsiyelerine kulak vermek yerine, kendimizi sorgulamayı da öğrenmeliyiz. Sonuçta, o kadar “sınırsız” olmak da kolay değil!
Sınırsız Ehliyetsiz Kimlerdir: Toplumsal Hayatın Gizli Kahramanları
Bütün bunları yazarken, bir yandan da “Acaba ben de mi bazen sınırsız ehliyetsiz oluyorum?” diye düşünüyorum. Sonuçta hepimiz zaman zaman, kendimizi bir konuda çok bilgiliymiş gibi hissediyoruz, değil mi? Hayatın her alanında herkesin “ehliyeti” yok. Kimseye sınırsız hakkını tanıyan bir sistem yok. Ama bazen herkesin ruhsal olarak “sınırsız ehliyetsiz” olduğu anlar da oluyor, o kadar rahat ve özgür ki! O zaman insan bir an fark ediyor: Ah, bu durumda herkes aslında biraz sınırsız ehliyetsiz!
Sonuç olarak, sınırsız ehliyetsiz kimlerdir? sorusunun cevabı basit: Toplumdaki herkes! Hatta belki de bizler. O rahatlıkla ve sorgusuz sualsiz fikir beyan eden kişiler, aslında yaşadığımız hayattaki en özgür bireyler olabilir. Tabii, biraz da olsa kendini sorgulamak lazım, “ben ne yapıyorum?” diye…
İç sesim: “Bali’ye gitmeli miyim, yoksa oturup daha fazla soru sormalı mıyım?”